Dün gece ne de güzel yağmur yağdı öyle. Tamam çadırın içindeyken rahat oluyor da, çadırı toplarken bayağı bir zametli yağmur sonrası. Yok çadırı kurula, yok üstündeki çer çöpten çamurdan kurtul vs vs... ben yavaş yavaş hazırlanırken diğerleri uykusunda 1500. rüyalarını görüyorlardı :) çünkü o kadar yavaşım ki aynı anda kalksaydık, benim yüzümden geç çıkardık yola. Bir kaç kişi ayaklanma belirtisi gösterip çadırının fermuarıyla uğraşıyordu. Ben de tertemiz bir çadır toplama operasyonuna geçtim sayılır :)
Yavaş yavaş herkes ayaklandı ve toplanmaya başladılar bile. Hava yağışlı biraz bugün. Serin serin bir yolculuk daha iyi benim için.
Bafraya girişi yapar yapmaz aklıma "Bafra Nokulu " takılıyor. Bafra nokulu tatlı bir şey olup, tam bir bisikletçi enerji kaynağıdır :) Kişi başı 2'şer adet alıp Bafra'dan ayrılıyoruz.
Nokul'un neye benzediğini öğrenmeniz için de bir örnek resim koydum ;)
Eskiden bu köprü kullanılırmış. Şimdi yeni yoldan gidiliyor. Biz bu tarihi köprüyü seçtik.
Havada yağmur yok ama yerden gelen su sıçrayarak daha ıslatıyor bizi :) tabi arada petrol ofislerine sığınıyoruz yağmur yağınca. Birden öylebir bastırıyor ki önünü göremiyorsun yağmurdan.
Nesim Gözeten'in fotosunu çekiyorum. Yol dümdüz akıyor zaten. Bir deneme yaptım ama pek iyi çekememişim anlaşılan. Benim de bir kısmım çıkmış :)
Burada bize " HELLOOOOO " diyerek selam verenler oldu. Kim demişti hatırlamıyorum ama "Esselamuleykum" ve sonrasında " Lan bunlar Türkmüş Lan " tepkileri geldi. Haliyle "Koptuk" biraz. Yakakente doğru yavaş yavaş gidiyoruz.
Yakakent'e uğramadan Samsun'dan ayrılmayın. Samsun'un en güzel sahili orası ve trafiğe kapalı,sadece bisikletli ve yayaların dolaşabildiği bir sahili var. Küçük bir Yakakent anısı geliyor şimdi :)
Yolumuz bugün nereye gidiyor diye soracak olursanız Sinop - Gerze diyorum. Orada pansiyonda kalınacak. İlk önce Kanlıçay denen çıkılması zor ama bir o kadar da zevkli olan hedefimiz var. Kaandir bu rampaları görünce isyan ediyor resmen. Ama yine de azimli. Ha yürüyerek ha sürerek devam ediyor yola.
Sonunda Kanlıçaya vardık. Sağsalim varmak gibisi yok. Yollar o kadar dardı ve eğim o kadar dikti ki ben boğazımı yırtana kadar bağırarak çıktım rampaları. Bu taktiği bana Tolga Beşikçi vermişti. İşe yaradı :) İyi gaz veriyor bağırmak. Gelelim kanlıçaya...Oraya vardığımızda Karpuzcu vardı. Biraz pazarlıktan sonra en ucuz şekilde onu da alıp mideye indiriyoruz vakfıkebir ekmeğiyle :) Afiyet bal şeker olsun. Vücudumuz sağlık dolsun ;)
Gerze'den bir görünüş...
İniş başlıyor yavaş yavaş..ve benim korkulu rüyam olur kendileri. Yine bırakmadım frenleri inerken. Tabi biraz yavaş indim ama önemli olan sorunsuz bir şekilde turda olabilmek. Her iniş başladığında beklettiğim için arkadaşlarımdan özür diliyorum. Geçen sene geçirdiğim kazanın etkisi hala devam ediyor.
Bu yüzden tanımadığım virajlarda rahat hareket edemiyorum. Bir gün atlatırım inşallah deyip şimdi de Gerze'ye giriyoruz :)
Eveeeet... bugünkü turumuz da burada bir pansiyonda tamamlanıyor. 4 gündür yolda olan arkadaşlarım haklılar. Biraz duş alsalar iyi olacaktı :) Malum evde bile 4 günde kokmaya başlıyoruz. Gerisini siz düşünün...
http://cyclomaniac55.blogspot.com/2010/09/18-nisan-2010-pazar112-durumlar.html
YanıtlaSilinişlerde yavaş olmamın sebebi...
ne kaandir i bari nerden geldiğini anlatta millet anlasın...
YanıtlaSilkaandir, kaan kadir isminin birleşmesinden oluşan bir kısaltmadır :) ilk başta ben de çözememiştim bunu ama sonra kaandir daha mantıklı geldi ;)
YanıtlaSil